Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
BMC’nin Sahibi Kimdir ?
Türkiye’nin mutfaklarında ve ev yaşamının her köşesinde yarım asırdan fazladır varlık gösteren, köklü geçmişiyle teknolojiyi harmanlayan markaların başında hiç şüphesiz Arzum gelmektedir. Sabah kahvesinden akşam yemeği hazırlığına, kişisel bakımdan evin temizliğine kadar hayatın her anına dokunan bu dev marka, tüketicilerin zihninde “yerli ve güvenilir” algısını başarıyla oturtmuştur. Ancak böylesine büyük ve globalleşme yolunda ilerleyen yapıların arkasındaki sermaye gücü ve yönetim kadrosu, tüketiciler ve yatırımcılar tarafından sıklıkla merak edilmektedir.
Özellikle 2020 yılının sonlarında gerçekleşen ve borsa tarihine geçen halka arz sürecinden sonra, “Arzum’un sahibi kim?” sorusu çok daha farklı bir boyut kazanmıştır. Bu yazımızda, Türkiye’nin küçük ev aletleri devinin ortaklık yapısını, tarihsel gelişimini ve markayı bugünlere taşıyan vizyoner isimleri derinlemesine inceleyeceğiz.
Markanın mülkiyet yapısını anlamak için öncelikle köklerine inmek gerekir. Arzum’un hikayesi, aslında bir aile şirketi geleneğinin kurumsallaşarak büyümesinin en güzel örneklerinden biridir. Şirketin temelleri 1953 yılında atılan “Güney İthalat” firmasına dayanmaktadır. O dönemde ticaret hayatına başlayan aile, 1966 yılına gelindiğinde “Arzum” markasını tescil ettirerek bugünkü imparatorluğun ilk tuğlasını koymuştur.
Günümüzde şirketin sermaye yapısına bakıldığında, kurucu aile olan Kolbaşı Ailesi’nin varlığının güçlü bir şekilde devam ettiği görülmektedir. Resmi verilere ve son açıklanan ortaklık yapılarına göre, şirketin hisselerinin %38,6’lık önemli bir kısmı Kolbaşı Ailesi’nin elindedir. Bu oran, ailenin şirket üzerindeki stratejik kararlarda ve yönetim vizyonunda hala söz sahibi olduğunu, markanın genetiğini korumaya devam ettiğini göstermektedir. Aile, yarım asrı aşan tecrübesini ve sektörel hafızasını şirketin geleceğine aktarmayı sürdürmektedir.

Arzum’un mülkiyet yapısındaki en büyük kırılma noktası ve dönüşüm, 2020 yılının son çeyreğinde yaşanmıştır. Şirket, kurumsal şeffaflığı artırmak, sermaye yapısını güçlendirmek ve global hedeflerine daha hızlı ulaşmak amacıyla Borsa İstanbul’da (BİST) işlem görmeye başlamıştır. Yatırımcılardan rekor düzeyde talep toplayan bu halka arz süreci, markaya duyulan güvenin finansal piyasalardaki bir yansıması olmuştur.
Bu hamle ile birlikte Arzum, artık sadece bir ailenin değil, ona inanan binlerce yatırımcının da şirketi haline gelmiştir. Güncel tablolara göre şirketin %47,5’lik kısmı halka açık durumdadır. Bu da demek oluyor ki, Arzum hissesini portföyünde bulunduran her bireysel veya kurumsal yatırımcı, şirketin dolaylı ortağı konumundadır. Geriye kalan yaklaşık %13,8’lik pay ise diğer ortaklar statüsünde sınıflandırılmaktadır. Dolayısıyla, “Arzum’un sahibi kimdir?” sorusunun en doğru cevabı; Kolbaşı Ailesi’nin vizyoner liderliği ile halkın finansal gücünün birleşimidir.
Şirketlerin sahiplik yapısı kadar, dümeni kimin tuttuğu da hayati önem taşır. Arzum’un yönetim kurulu başkanlığı koltuğunda, markayla özdeşleşmiş bir isim olan Talip Murat Kolbaşı oturmaktadır. Kolbaşı, sadece bir yönetici değil, aynı zamanda markanın inovasyon odaklı dönüşümünün mimarlarından biridir. Aile geleneğini modern işletme prensipleriyle birleştiren Murat Kolbaşı, Arzum’un sadece Türkiye sınırları içinde kalmayıp, dünya liginde oynayan bir oyuncu olması için yoğun mesai harcamaktadır.
Operasyonel süreçlerin başında ise Mali ve Kurumsal İşlerden Sorumlu Genel Müdür olarak Ş. Arda Altınok görev yapmaktadır. Profesyonel yönetim kadrosu ile ailenin vizyonunu birleştiren bu yapı, şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisinin temelini oluşturmaktadır.
Arzum’un bugünkü ortaklık yapısına gelene kadar geçirdiği evreler, Türk sanayi tarihi açısından da ders niteliğindedir. 1967 yılında ilk yerli ütüyü, hemen ardından 1968’de ilk mekanik süpürgeyi üreterek sanayileşme hamlesine katılan marka, 1991 yılında Türkiye’de üretilen ilk mutfak robotu ile inovasyonun öncüsü olmuştur.
Ancak büyüme yolculuğunda sadece üretim değil, stratejik finansal ortaklıklar da belirleyici olmuştur. Şirket, global vizyonunu genişletmek adına 2008 yılında Ashmore Private Equity ile, 2013 yılında ise Mediterra Private Equity ile ortaklıklar kurmuştur. Bu fon ortaklıkları, aile şirketinden kurumsal bir dünya şirketine geçişte önemli kilometre taşları olmuş, markanın finansal kaslarını güçlendirmiştir. Bugün gelinen noktada, halka arz ile birlikte bu süreç taçlandırılmıştır.
Arzum’un sahiplik yapısından bahsederken, markanın sahip olduğu en değerli alt varlıklardan biri olan “Arzum OKKA”ya ayrı bir parantez açmak gerekir. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kolbaşı’nın kişisel olarak da büyük önem verdiği bir misyon olan “Türk kahvesini dünyaya yayma” hedefi, OKKA markasıyla vücut bulmuştur.
2012 yılında yarı otomatik kahve makineleri için yapılan patent başvuruları ve 2014 yılında Frankfurt’taki Ambiente fuarında dünyaya tanıtılan OKKA prototipi, sektörde bir devrim yaratmıştır. “Doğrudan fincana servis”, “közde pişirme teknolojisi” ve “kendi kendini temizleme” gibi özellikler, geleneksel lezzeti teknolojiyle buluşturmuştur. Bu vizyon, Arzum’u sadece bir cihaz üreticisi olmaktan çıkarıp, kültürel bir elçi konumuna yükseltmiştir. Bugün dünyanın dört bir yanında Türk kahvesi Arzum OKKA makineleriyle pişiyorsa, bu başarının arkasında yönetimin kararlı duruşu ve inovasyona yatırdığı sermaye vardır.
Arzum’un yönetim anlayışının temelinde, sadece satış odaklı değil, değer odaklı bir yaklaşım yatar. Bu yaklaşım, markanın ulusal ve uluslararası arenada kazandığı sayısız ödülle tescillenmiştir. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren tasarım ve AR-GE yatırımlarına ağırlık veren şirket, “Good Design”, “Product Design”, “Best Product of The Year” gibi prestijli ödülleri müzesine götürmüştür.
2001 yılında sektörde bir ilke imza atarak garanti süresini 3 yıla çıkarmaları, tüketiciye duydukları saygının ve ürüne olan güvenin bir ispatıydı. Ayrıca 2011 yılında Hong Kong merkezli Arzum Asia Pasific ve Almanya merkezli Arzum Europe’un kurulması, şirketin global pazarlara açılma konusundaki iştahını göstermiştir. İhracatta 20’den fazla ülkeye ulaşan marka, “Türk Malı” kalitesini sınırların ötesine taşımaktadır.

Borsa İstanbul’da işlem gören bir şirket olarak Arzum’un finansal verileri şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılmaktadır. 2020 yılı verilerine göre 600 Milyon TL’yi aşan gelir hacmi ve karlılık oranları, şirketin sağlam bir mali yapıya sahip olduğunu kanıtlamaktadır. 170’i aşkın çalışanı ve milyonlarca sadık müşterisiyle Arzum, “hafif sanayi” kategorisinin ağır toplarından biridir.
Gelecek vizyonunda ise akıllı ev teknolojileri, nesnelerin interneti (IoT) ve sürdürülebilirlik kavramları ön plana çıkmaktadır. Yönetim, değişen tüketici alışkanlıklarına hızla adapte olan, çevreye duyarlı ve hayatı kolaylaştıran ürünler tasarlamaya devam etme kararlılığındadır.
Özetle; Arzum’un sahibi kimdir sorusunun cevabı tek bir isimden ibaret değildir. Bu yapı, 1950’lerden gelen Kolbaşı Ailesi mirasının, profesyonel yönetim kadrosunun vizyonunun ve Borsa İstanbul aracılığıyla şirkete ortak olan binlerce yatırımcının gücünün birleşimidir. Arzum, kökleri Anadolu topraklarında olan, dalları ise dünyaya uzanan, tasarım ve teknolojiyi odağına almış, kolektif bir başarının ve mülkiyetin öyküsüdür. Hem geleneksel değerlerine sahip çıkan hem de modern dünyanın gerekliliklerini yerine getiren bu yapı, Türkiye’nin gurur duyduğu markalar listesinde üst sıralardaki yerini korumaya devam edecektir.
Yorum Yaz