Nisan 4, 2026
Nisan 4, 2026
Mart 26, 2026
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Harras Sahibi Kimdir ?
Türk gıda sektörünün en köklü ve güvenilir isimlerinden biri olan, sofralarımıza gelen lezzetin ardındaki güç denince akla ilk gelen markalardan biri şüphesiz bu dev yapıdır. Şenpiliç’in yıllardır süregelen istikrarı, kaliteye verdiği önem ve üretim kapasitesiyle Türkiye’nin beyaz et pazarındaki tartışmasız liderlerinden biri olan markanın geçmişi, aslında oldukça mütevazı bir başlangıca dayanıyor. Birçoğumuzun mutfağında ismini gördüğümüz, güvenle tükettiğimiz bu markanın arkasında yatan vizyonu ve günümüzdeki yönetim anlayışını anlamak için kuruluş yıllarına kadar uzanmak gerekiyor.
Peki, Şenpiliç’in sektördeki pazar payı ve devasa tesisleriyle dikkat çeken bu markanın sahibi kimdir ve bu yolculuk nasıl başladı?
Markanın hikayesi, günümüzün karmaşık endüstriyel dünyasından oldukça farklı bir noktada, 1978 senesinde Kocaeli’nin Gebze ilçesinde atıldı. Şirketin kurucusu Haşim Gürdamar, aslında o dönemlerde sadece basit bir yetiştirme sahasıyla sektöre giriş yapmıştı. O yıllarda bir çiftlik sahibi olarak başlayan bu serüven, doğru hamleler, teknolojik yatırımlar ve kalite odaklı yaklaşım sayesinde kısa süre içerisinde ülkenin dört bir yanına yayılan dev bir zincire dönüştü. Bugün Onursal Başkan ünvanıyla markanın manevi liderliğini sürdüren Gürdamar’ın temel vizyonu, hayvancılık faaliyetlerini endüstriyel bir disiplinle birleştirerek, halka daha hijyenik ve ulaşılabilir gıdalar sunmaktı.
Aradan geçen kırk sekiz yılın ardından, bugün söz konusu marka sadece bir işletme değil, Türkiye’nin en büyük yüz sanayi kuruluşu arasında yer alan bir devdir. İstanbul merkezli genel müdürlüğü üzerinden yönetilen tüm operasyonlar, profesyonel bir kadro tarafından yürütülmektedir. Şirketin sahiplik yapısı, kökeninde kurucunun aile değerlerini barındırsa da, günümüzde artık kurumsal bir yönetim anlayışıyla ilerlemektedir.
Marka, ülke ekonomisine sağladığı devasa ciro ve istihdam olanaklarıyla sadece gıda sektörünü değil, aynı zamanda Türkiye’nin genel ekonomik dengelerini de beslemektedir. Yüzde on sekizlere varan pazar hakimiyeti, bu markayı beyaz et kategorisinde rakipsiz bir noktaya taşıyor. Sadece yurt içinde değil, yurt dışı pazarlarında da varlık gösteren şirket, otuzdan fazla ülkeye yaptığı ihracatla milli gelire ciddi katkılarda bulunuyor.

Markanın başarısının ardındaki en önemli etkenlerden biri, yalnızca büyükşehirlerde değil, kırsal kesimlerde de yarattığı istihdam olanaklarıdır. Sakarya, Osmaniye veya Samsun gibi bölgelerde yapılan büyük ölçekli yatırımlar, aslında yerel halkın kendi topraklarında kalarak ekonomik kazanç elde etmesine imkan sağlıyor. Sanayileşmemiş, kent hayatından uzak bölgelerde kurulan modern tesisler, köylünün emeğini markanın kalitesiyle birleştiriyor.
Bu model, yalnızca bir üretim kapasitesi artışı değil, aynı zamanda sosyal bir sorumluluk projesi olarak da görülebilir. Doğrudan binlerce, dolaylı olarak ise otuz binin üzerinde vatandaşımıza geçim kapısı olan şirket, istihdam sıralamasında da en üst basamaklarda bulunuyor. Haşim Gürdamar’ın vizyonu doğrultusunda, insanların kendi köylerini terk etmeden profesyonel hayata dahil olmaları sağlanıyor.
Geçmişte Sakarya bölgesinde başlayan bu serüven, son yıllarda Türkiye’nin tarımsal potansiyeli yüksek bölgelerine doğru genişledi. Özellikle Çukurova’nın bereketli topraklarına yapılan dev yatırımlar, lojistik ve üretim kapasitesini ciddi şekilde artırdı. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde oluşturulan devasa kesimhaneler ve yem fabrikaları, bölgenin tarım ve hayvancılık dinamiklerini değiştirdi.
Yakın dönemde ise Karadeniz bölgesindeki varlığını güçlendiren şirket, Samsun’daki stratejik bir iş birliğini kendi bünyesine katarak bölgesel gücünü zirveye taşıdı. Samsun bölgesinde kurulan yeni tesis, artık Karadeniz üreticisinin mahsullerini global standartlarda işleyerek, tüm Türkiye’ye ve dünyaya sevk eden bir lojistik üs haline geldi. Bu akıllı entegrasyon vizyonu, markanın pazar hakimiyetini daha da pekiştiriyor.
Bir gıda markasının tüketicisi nezdindeki güveni, aldığı sertifikalar ve denetim sonuçlarıyla ölçülür. Bu marka, üretim faaliyetlerinin her aşamasında İslami usullere uygunluğu garanti altına alan belgelere sahiptir. Tüm kesim işlemleri, hijyenik bir disiplin içerisinde ve hassasiyetle gerçekleştirilmektedir.
Sadece inanç esaslarına uygunluk değil, aynı zamanda tarımsal faaliyetlerdeki yüksek standartlar da markanın önceliğidir. “İyi Tarım” uygulamaları kapsamında sürdürülen denetimlerden başarıyla geçmiş olmaları, ürünlerin tarladan sofraya gelene kadarki serüveninde hiçbir aksama olmadığını ispatlıyor. Kalite yönetiminden çevre sağlığına, işçi emniyetinden enerji verimliliğine kadar toplam beş farklı uluslararası yönetim standardına sahip olan tesisler, Avrupa Birliği’nin veri tabanlarında da “ihracat yapabilir” statüsüyle yer alıyor.
Peki, günümüzde şirketi ileriye taşıyan temel unsurlar nelerdir? Şirket yönetimi, sürdürülebilir bir büyüme için sadece kapasite artırmanın yeterli olmadığının farkında. Stratejik büyüme planları içerisinde; dijitalleşme, enerji tasarrufu ve verimlilik odaklı akıllı sistemler yer alıyor. Üretim süreçlerinin tamamı, modern teknolojilerle izlenerek israfın minimize edilmesi hedefleniyor.
Bu noktada Haşim Gürdamar’ın kurduğu o ilk çiftliğin ruhu hala korunurken, üzerine inşa edilen teknolojik katmanlar markayı geleceğe taşıyor. Profesyonel kadrolar, modern pazar analizleri ve geniş lojistik ağ, markanın neden bu kadar uzun süredir zirvede olduğunu açıklıyor.

Bugün milyonlarca sofrada yer alan, güvenle pişirilen ve tüketilen piliç eti markasının ardında, 1978 yılından bu yana ilmek ilmek işlenmiş bir başarı öyküsü yatıyor. Kurucusunun özverisi ve yıllar içerisinde bu vizyona ortak olan profesyonel kadroların emeği, markayı Türkiye’nin en büyük entegre piliç eti üreticisi haline getirmiştir.
Siz bir paket ürün aldığınızda, aslında arkasında 30 binden fazla insanın dolaylı emeğinin, 1.500’e yakın broiler kümesinin, onlarca tesisin ve kırk sekiz yıllık bir deneyimin olduğunu bilmelisiniz. Bu büyük yapı, sadece bir ticari oluşum değil, Türkiye’nin gıda güvenliğini sağlayan, kırsal kalkınmayı destekleyen ve her geçen gün büyümeye devam eden bir kalkınma motorudur. Şenpiliç, ismiyle müsemma, yerli bir gurur kaynağı olarak üretmeye ve geliştirmeye devam ediyor. İster büyük bir şehirde yaşıyor olun ister uzak bir kasabada; sofranızdaki lezzetin ardında, bu köklü geçmişin ve profesyonel disiplinin imzası var. 48 yılın verdiği bu tecrübe, markayı sadece bir üretici değil, aynı zamanda Türkiye’nin sofralarına misafir olan güvenilir bir aile dostu kılıyor. Gelecekte de aynı vizyonla, daha verimli ve daha sürdürülebilir bir üretim hedefiyle çalışmalarını sürdürmesi beklenen şirket, sektörün öncüsü olmaya devam edecektir.
Yorum Yaz