Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Honda Türkiye’nin Sahibi Kimdir ?
Otomobil dünyasının devlerinden biri olan, yollarda her gün binlerce modelini gördüğümüz Hyundai, sadece bir araç üreticisi olmanın çok ötesinde bir hikayeye sahip. Güney Kore’nin savaştan çıkıp küresel bir ekonomik güce dönüşmesinin simgesi olan bu marka, aslında tek bir adamın vizyonuyla başlayan devasa bir endüstriyel yürüyüştür. Bugün dünyanın dört bir yanında fabrikaları, gemi tersaneleri ve inşaat projeleri bulunan bu holdingin kökleri, 1940’lı yılların zorlu koşullarına dayanıyor. Peki, bu imparatorluğun arkasındaki isim kimdir ve Hyundai efsanesi nasıl doğdu?
Hyundai’nin kurucusu Chung Ju-Yung, modern Güney Kore tarihinin en önemli figürlerinden biridir. 1915 yılında fakir bir köylü ailesinin çocuğu olarak dünyaya gelen Chung, hayallerini gerçekleştirmek için defalarca evden kaçmış ve Seul’e gitmiştir. Onun hikayesi, azmin ve çalışkanlığın somut bir örneğidir. Hyundai Grubu’nun temelleri, Chung Ju-Yung’un 1940 yılında kurduğu küçük bir tamir atölyesine kadar uzanır. O dönemde henüz küresel bir marka olma hedefi çok uzak görünse de, Chung’un iş disiplini geleceğin sinyallerini veriyordu.
Resmi olarak “Hyundai” adının doğuşu ve şirketin kurumsal kimlik kazanması ise 1947 yılına denk gelir. Ancak şaşırtıcı olan, şirketin ilk faaliyet alanının otomobil değil, inşaat sektörü olmasıdır. Hyundai Engineering & Construction Company (HEC) adıyla kurulan bu yapı, Güney Kore’nin savaş sonrası yıkıntılarından yeniden doğmasında başrolü üstlenmiştir. Yollar, köprüler, barajlar ve binalar inşa eden Chung Ju-Yung, ülkesini yeniden imar ederken aynı zamanda kendi şirketinin de sermaye yapısını güçlendirmiştir. İnşaat alanındaki bu büyük başarı, grubun daha sonra gireceği ağır sanayi hamleleri için sağlam bir zemin oluşturmuştur.

1960’lı ve 70’li yıllar, Hyundai Grubu için kabuk değiştirme dönemiydi. Chung Ju-Yung, sadece bina yapmakla yetinmeyip, ülkesini bir sanayi devine dönüştürmeyi kafasına koymuştu. Bu vizyon doğrultusunda çelik üretimi, gemi inşa sanayisi ve makine üretimi gibi, o dönemde Güney Kore için hayal gibi görünen sektörlere giriş yapıldı.
Özellikle gemi yapımı, Hyundai’nin kaderini değiştiren noktalardan biridir. O yıllarda hiçbir deneyimi olmayan bir şirketin, dünyanın en büyük tersanelerinden birini kurma cesareti göstermesi, kurucunun risk alma iştahını ve başarısını özetler niteliktedir. Bugün Hyundai, gemi inşaatında dünyanın zirvesindeki isimlerden biri olmaya devam etmektedir. Bu ağır sanayi yatırımları, grubun finansal kaslarını güçlendirmiş ve teknolojik bilgi birikimini artırmıştır.
İnşaat ve ağır sanayideki başarıların ardından, daha hassas teknoloji ve mühendislik gerektiren bir alana geçiş kaçınılmazdı. 1967 yılı, Hyundai Motor Company’nin kurulduğu ve markanın bugün bildiğimiz kimliğine kavuştuğu yıldır. Başlangıçta Ford ile yapılan lisans anlaşmalarıyla üretim yapan şirket, kısa sürede kendi modellerini geliştirme kararı aldı. “Pony” modeliyle başlayan bu serüven, Kore’nin ilk yerli otomobilinin üretilmesiyle milli bir gurur kaynağına dönüştü.
Zaman içinde kalite standartlarını yükselten ve global pazarlara açılan Hyundai, otomotiv sektöründe Güney Kore’nin tartışmasız lideri konumuna yükseldi. Şirketin büyüme stratejisindeki en kritik virajlardan biri ise 1998 yılında alındı. O dönemde ekonomik krizle boğuşan bir diğer Koreli üretici Kia Motors’un satın alınması, Hyundai’nin pazar hakimiyetini perçinledi. Bu stratejik hamle ile birlikte grup, Güney Kore otomotiv pazarının neredeyse yüzde 70’ini kontrol eder hale geldi. Kia ve Hyundai markalarının güç birliği, teknoloji paylaşımı ve ortak platform kullanımı, grubu dünya sahnesinde rekabetçi bir oyuncu haline getirdi.
Hyundai’nin üretim gücünü anlamak için Ulsan fabrikasına bakmak yeterlidir. Yılda 1,5 milyonun üzerinde araç üretim kapasitesine sahip olan bu tesis, tek parça halindeki dünyanın en büyük otomotiv üretim kompleksidir. Kendi limanı, itfaiyesi ve hastanesi olan bu devasa tesis, Hyundai’nin “Kore’den dünyaya” vizyonunun merkez üssüdür.
Şirket sadece Kore sınırları içinde kalmamış; Amerika Birleşik Devletleri, Çin, Hindistan ve Türkiye gibi stratejik noktalarda kurduğu fabrikalarla global bir üreticiye dönüşmüştür. 2005 yılı verilerine göre dünyanın en büyük 6. otomobil üreticisi konumuna gelen grup, sonraki yıllarda yaptığı atılımlarla ilk 5 içerisindeki yerini sağlamlaştırmayı başarmıştır. Bugün elektrikli araç teknolojilerine yaptığı yatırımlar ve otonom sürüş sistemleri üzerindeki çalışmalarıyla, geleceğin mobilite dünyasında da söz sahibi olacağını kanıtlamaktadır.
Hyundai’nin globalleşme serüveninde Türkiye’nin yeri her zaman ayrı ve özel olmuştur. Asya ve Avrupa arasında bir köprü vazifesi gören Türkiye, Hyundai’nin denizaşırı ilk üretim merkezlerinden birine ev sahipliği yapmaktadır. Bu yatırımın arkasındaki güç ise Kibar Holding ile kurulan stratejik ortaklıktır.
1997 yılında Kibar Holding ve Hyundai Motor Company arasında imzalanan %50-%50 eşit ortaklık anlaşmasıyla “Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.” kurulmuştur. Bu imza, Türk otomotiv sanayisi için de bir dönüm noktası olmuştur. 1997 yılının Temmuz ayında İzmit Ali Kahya’da faaliyete geçen fabrika, yıllık 125.000 araç üretim kapasitesiyle işe başlamış ve zamanla kapasitesini artırmıştır.
Bu tesis sadece montaj yapan bir fabrika değil, aynı zamanda yerli yan sanayinin gelişimine de büyük katkı sağlayan bir üretim üssüdür. Fabrikanın hemen yanı başında kurulan yan sanayi şirketleri, koltuktan iç donanıma, taban ve tavan kaplamalarına kadar birçok parçayı yerli imkanlarla üretmektedir. Kibar Grubu’nun kalite odaklı yaklaşımı ve ISO 9001 Kalite Belgeleri ile tescillenen üretim standartları, Türkiye’de üretilen Hyundai modellerinin Avrupa başta olmak üzere tüm dünyaya ihraç edilmesini sağlamıştır. Türkiye fabrikası, grubun kalite ödülleri alan en başarılı tesislerinden biri olarak öne çıkmaktadır.

Hyundai denilince akla ilk olarak otomobil gelse de, grup aslında devasa bir ahtapot gibi hayatın her alanına dokunmaktadır. Bünyesinde barındırdığı 45 farklı şirketle Kore ekonomisinin belkemiğini oluşturan “Chaebol” (aile holdingi) yapılarının en büyüğüdür. Finanstan petrokimyaya, elektronikten lojistiğe, havacılıktan turizme kadar çok geniş bir yelpazede faaliyet gösterirler.
Dünya genelinde 200.000’e yakın çalışanı bulunan bu dev yapı, toplam varlıkları ve yarattığı katma değer ile birçok ülkenin gayri safi milli hasılasından daha büyük bir ekonomik büyüklüğe sahiptir. Örneğin, Hyundai Asansörleri gökdelenlerde kullanılırken, Hyundai Heavy Industries okyanusları aşan dev tankerler üretir. Hyundai Card finansal çözümler sunarken, lojistik birimleri dünyanın tedarik zincirini yönetir.
Chung Ju-Yung’un 2001 yılındaki vefatından sonra grup, oğulları ve akrabaları arasında çeşitli bölümlere ayrılmış olsa da “Hyundai” markasının çatısı ve ruhu korunmuştur. Otomotiv grubu, Chung Mong-koo’nun liderliğinde kalite devrimini gerçekleştirmiş ve markayı “ucuz araba üreten firma” algısından “teknoloji ve tasarım lideri” algısına taşımıştır.
Hyundai’nin sahibi teknik olarak hissedarlar olsa da, bu dev yapının mimarı ve ruhani lideri kurucu Chung Ju-Yung’dur. Onun “Yapabiliriz” felsefesi, Kore Savaşı’nın küllerinden doğan bir ülkenin sanayileşme inancını temsil eder. Bugün direksiyonunda oturduğumuz o modern araçların arkasında, bir tamir atölyesinden başlayıp dünyaya meydan okuyan, inşaattan elektroniğe, gemiden otomobile uzanan devasa bir emek ve mühendislik tarihi yatmaktadır. Hyundai, sadece metal ve motordan ibaret değil, bir ulusun kalkınma hikayesinin somutlaşmış halidir.
Yorum Yaz