Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Cola Turka’nın Sahibi Kimdir ?
Türkiye’nin moda ve perakende sektöründeki yolculuğuna baktığımızda, yarım asrı deviren ve kökleri sağlam temellere dayanan bazı markaların, sadece bir ticari işletme olmanın ötesine geçerek ülkenin sanayi tarihine tanıklık ettiğini görürüz. Deri denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan, vitrinlerindeki şıklığı kaliteyle buluşturan Desa, işte tam da böyle bir başarı öyküsünün kahramanıdır. Peki, çantasından ayakkabısına, deri ceketinden aksesuarlarına kadar gardıroplarımızın vazgeçilmez parçalarını üreten bu dev markanın arkasındaki vizyoner isim kimdir?
Bu sorunun cevabı, sadece bir isme değil, aynı zamanda azmin, girişimciliğin ve doğru zamanda doğru adımları atmanın hikayesine dayanıyor. Desa’nın kurucusu ve bu imparatorluğun mimarı Melih Çelet’tir. Ancak onu sadece “patron” sıfatıyla tanımlamak, bu büyük serüveni eksik anlatmak olur. Gelin, Kapalıçarşı’nın mistik atmosferinden dünya başkentlerine uzanan bu ilham verici yolculuğun detaylarına ve Desa’nın sahibinin kim olduğuna yakından bakalım.
Hikayemiz 1970’li yılların başında, Türkiye’nin henüz sanayileşme hamlelerini yeni yeni hızlandırdığı bir dönemde başlıyor. O yıllarda Melih Çelet, aslında bambaşka bir disiplinde, Eczacılık Fakültesi’nde eğitim gören bir üniversite öğrencisidir. Ancak bazı insanlar vardır ki, içlerindeki ticaret ateşi ve girişimcilik ruhu, okudukları bölüm ne olursa olsun onları kendi kaderlerine doğru sürükler. Çelet de tam olarak böyle bir karaktere sahiptir. Öğrencilik yıllarında boş durmak yerine, iş dünyasının dinamiklerini koklayan, fırsatları kollayan genç bir zihin olarak öne çıkar.
Kaderin cilvesi ve ticari zekanın birleştiği o kırılma anı, İstanbul Ticaret Odası’na gelen bir taleple gerçekleşir. O dönemde Amerikalı bir alıcı, Türkiye’den deri çanta tedarik etmek istemektedir. Bu talep, Melih Çelet’in kulağına geldiğinde, henüz ortada ne bir fabrika ne de bir marka vardır. Ancak girişimcilik, imkansız gibi görünen durumlarda “yapabilirim” diyebilme cesaretidir. Çelet, Amerikalı firma ile iletişime geçer. Müşteri, potansiyeli görmek adına bir numune talep eder. İşte efsanenin doğduğu an, o numunenin hazırlanma sürecidir. Genç girişimci, elinde ne malzeme ne de atölye olmasına rağmen pes etmez. Tarihi Yarımada’nın kalbi, zanaatkarların merkezi Kapalıçarşı’nın yolunu tutar. Bir gece gibi kısa ve imkansız görünen bir sürede, oradaki ustalarla iş birliği yaparak istenen çantayı fason olarak ürettirir. Bu çaba ve ortaya çıkan işçilik, Amerikalı müşteriyi öylesine etkiler ki, Desa’nın temelleri o gece atılmış olur. Melih Çelet, bu ilk siparişle birlikte 1972 yılında resmen firmasını kurarak deri sektörüne adımını atar.

Markanın kuruluşu sadece bir ihracat hamlesiyle sınırlı kalmaz. Melih Çelet, ürettiği kalitenin Türk tüketicisiyle de buluşması gerektiğine inanır. 1973 yılına gelindiğinde, İstanbul’un en nezih semtlerinden biri olan Erenköy’de markanın ilk perakende noktası kapılarını açar. Bu mağaza, sadece bir dükkan açılışı değil, aynı zamanda Türk kadınları için bir moda devriminin de habercisidir. O güne kadar alışılagelmiş kalıpların dışına çıkan marka, omuzdan askılı kadın çantası modellerini vitrine koyarak, dönemin modasına yön verir. Bu yenilikçi yaklaşım, Çelet’in sadece iyi bir üretici değil, aynı zamanda trendleri okuyan ve yönlendiren bir vizyoner olduğunun kanıtıdır. Erenköy’deki o küçük mağaza, zamanla ülkenin dört bir yanına yayılacak dev bir zincirin ilk halkası olacaktır.
1980’li yıllar, Türkiye’nin dış dünyaya açıldığı, ihracatın teşvik edildiği ve globalleşme rüzgarlarının estiği bir dönemdir. Desa, bu dönemi en iyi değerlendiren firmaların başında gelir. Melih Çelet, markasını sadece yerel bir oyuncu olarak konumlandırmaz; hedefi dünya ligidir. Yapılan yatırımlar ve kalite odaklı üretim anlayışı sayesinde şirket, dünyanın önde gelen moda devleri için üretim yapan, aranan bir tedarikçi konumuna yükselir.
Bu süreçteki en stratejik hamlelerden biri, 1983 yılında dünya bavul ve seyahat ürünleri devi Samsonite ile kurulan ilişkidir. Başlangıçta Türkiye temsilciliği ve dağıtıcılığı olarak başlayan bu iş birliği, Desa’nın operasyonel başarısı ve güvenilirliği sayesinde yıllar içinde evrilir. Tarihler 2007’yi gösterdiğinde, bu ticari ilişki bir ortaklığa dönüşerek taçlanır. Melih Çelet’in bu başarısı, Türk sanayicisinin global markalarla sadece al-sat ilişkisi değil, eşit şartlarda ortaklık kurabileceğinin de en somut göstergesidir. Ayrıca marka portföyüne 2004 yılında katılan ve konforlu ayakkabılarıyla bilinen Aerosoles’in Türkiye temsilciliği de şirketin büyüme stratejisinin bir parçası olmuştur.
Desa’nın vizyonu sınırları aşmak üzerine kuruludur. 1986 yılında, henüz pek çok Türk firması iç pazarda rekabet etmeye çalışırken, Melih Çelet cesur bir kararla New York’ta bir ofis açar. Bu, “Biz buradayız ve dünya kalitesinde üretim yapıyoruz” demenin en iddialı yoludur. Bu hamleler sayesinde marka, Amerika Birleşik Devletleri’nden Avrupa’nın moda başkentlerine kadar geniş bir coğrafyada tanınır hale gelir. Özellikle İngiltere pazarı, markanın en güçlü olduğu alanlardan biri olur. Bugün Londra sokaklarında bir Desa mağazası görmek, 1972’de Kapalıçarşı’da başlayan o heyecanın ne kadar büyük bir başarıya dönüştüğünü kanıtlar niteliktedir. Cidde’den Avrupa’ya uzanan mağazalaşma süreci, Türk derisinin kalitesini dünyaya ispatlamıştır.
Bir markanın sahibi kimdir sorusu, sadece kurucu ismini değil, o markanın kazandığı unvanları da kapsar. Çünkü markayı var eden, ona verilen değerdir. Desa, 2000’li yıllarda kurumsallaşma ve markalaşma adına attığı adımların meyvelerini toplamaya başlar. 2005 yılında, bağımsız otoriteler ve tüketici tercihleri doğrultusunda belirlenen “Türkiye Superbrands” (Süper Markalar) listesine girerek, marka değerini tesciller. Hemen bir yıl sonra, 2006’da ise devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı olan “Turquality” kapsamına alınır. “10 yılda 10 dünya markası yaratma” vizyonuyla başlatılan bu programa seçilmek, Desa’nın sadece bir tekstil firması değil, Türkiye’nin küresel vitrinindeki en önemli oyunculardan biri olduğunu devlet nezdinde de onaylanması anlamına gelir.
Melih Çelet ve yönetimindeki ekibin en hassas olduğu konulardan biri de ham madde kaynağıdır. Deri sektörü zaman zaman etik tartışmaların odağında olsa da, Desa bu konuda çok net bir duruş sergiler. Marka, üretimde kullandığı tüm derileri, yalnızca gıda endüstrisi için yetiştirilen hayvanlardan elde edilen yan ürünlerden sağlar. Yani sadece kürk veya deri elde etmek amacıyla hayvan yetiştirilmesine ve avlanmasına karşı bir politika izler. Bu yaklaşım, markanın doğaya ve canlı yaşamına duyduğu saygının bir yansımasıdır. İşlenmiş deriyi sanata dönüştüren bu anlayış, bilinçli tüketiciler nezdinde markanın itibarını daha da yukarı taşır.

Kuruluşundan bugüne geçen yarım asrı aşkın sürede Desa, Melih Çelet’in liderliğinde devasa bir yapıya dönüşmüştür. 2012 verilerine baktığımızda dahi Türkiye genelinde 25 farklı şehirde 80’e yakın mağazası bulunan, İngiltere ve Orta Doğu’da fiziksel varlık gösteren bir güçten bahsediyoruz. Günümüzde ise dijitalleşmenin getirdiği imkanlarla online satış kanalları üzerinden 7/24 hizmet veren, dünyanın her yerine ürün gönderebilen modern bir perakende devidir.
“Desa’nın sahibi kimdir?” sorusunun cevabı Melih Çelet’tir. Ancak bu cevap, sadece bir isimden ibaret değildir. Bu isim; bir eczacılık öğrencisinin Kapalıçarşı’da sabahlayarak ürettirdiği numuneyi, Erenköy’de bir butiği, New York’ta bir ofisi ve nihayetinde dünya çapında saygı gören bir markayı temsil eder. Desa, Türk girişimcisinin vizyonu, Anadolu’nun üretim gücü ve evrensel kalite standartlarının birleşimiyle doğmuş, bugün hala ilk günkü heyecanla yoluna devam eden bir başarı abidesidir.
Yorum Yaz