Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Erikli’nin Sahibi Kimdir?
Türkiye’nin gıda sektöründeki serüveni, sofralarımızın vazgeçilmezi olan lezzetlerin arkasındaki isimleri ve güçleri her zaman merak konusu yapmıştır. Özellikle şarküteri ve et ürünleri dendiğinde akla ilk gelen, market raflarında yıllardır güvenle yerini koruyan markaların kurumsal yapıları, tüketiciler için sadece ticari bir bilgi değil, aynı zamanda bir güven unsurudur. Sabah kahvaltılarındaki sucuklu yumurtadan, okul beslenmelerindeki sandviçlere kadar hayatımızın içinde olan Aytaç markası da bu merakın odak noktalarından biridir.
Peki, yıllar içinde el değiştiren, büyüyen ve devasa bir endüstriyel güce dönüşen Aytaç’ın arkasında bugün kim var? Bu yazımızda, Türkiye’nin en köklü et üreticilerinden biri olan Aytaç’ın sahiplik yapısını, tarihsel dönüşümünü ve bugün geldiği noktayı, sadece bir şirket profili olarak değil, bir başarı hikayesi olarak derinlemesine inceleyeceğiz.
Bir markanın kime ait olduğunu anlamak için önce onun doğuş hikayesine bakmak gerekir. Aytaç’ın temelleri, aslında Türk gıda sanayisi için oldukça vizyoner bir dönemde, 1990’ların başında atılmıştır. 1993 yılı, markanın doğum yılı olarak kayıtlara geçse de, arkasındaki sermaye yapısı o dönem oldukça farklıydı. Kuruluş aşamasında yerel sermayeden ziyade uluslararası bir ortaklık yapısı göze çarpıyordu. Bir İsviçre bankası ile Dünya Bankası’nın finansal ortaklığıyla İstanbul’da kurulan şirket, o yıllarda Türkiye’nin potansiyeline yapılan yabancı yatırımın somut bir örneğiydi. Bu durum, markanın küresel standartlarda bir altyapı ile doğmasını sağladı.
Ancak şirketin “yerlileşme” süreci çok uzun sürmedi. 1996 yılının Kasım ayına gelindiğinde, Türkiye’nin o dönemki en büyük holdinglerinden biri olan Yimpaş Holding devreye girdi. Yimpaş, gıdadan tekstile, mobilyadan perakendeye kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren bir Anadolu kaplanıydı. Aytaç’ı bünyesine katan holding, markayı uzun yıllar boyunca yönetti ve Anadolu’nun ortasında, Çankırı Çerkeş’te devasa bir üretim üssü kurarak markayı büyüttü. Ancak ticari hayatın dalgalı denizi, 2010’lu yıllara gelindiğinde Aytaç için yeni bir liman arayışını zorunlu kıldı.

Markanın kaderini değiştiren ve bugünkü modern yapısına kavuşturan asıl kırılma noktası 2013-2014 yıllarında yaşandı. Türkiye’nin gıda devi, Ülker ailesinin yönetimindeki Yıldız Holding, perakende sektörünün tartışmasız liderlerinden BİM ile stratejik bir hamle yaparak Aytaç’ın et entegre tesislerini ve markayı satın aldı. Yaklaşık 275 milyon TL gibi ciddi bir yatırım bedeliyle gerçekleşen bu satın alma, Aytaç’ın sadece sahibinin değişmesi değil, aynı zamanda vizyonunun da tamamen yenilenmesi anlamına geliyordu.
Bugün itibarıyla “Aytaç’ın sahibi kimdir?” sorusunun net cevabı; Türkiye’nin en büyük global markalarından biri olan Yıldız Holding’dir. Godiva, McVitie’s gibi dünya devlerini bünyesinde barındıran Yıldız Holding’in gıda güvenliği konusundaki hassasiyeti ve endüstriyel tecrübesi, Aytaç’ı bir yerel marka olmaktan çıkarıp, uluslararası standartlarda üretim yapan bir gıda teknolojisi şirketine dönüştürmüştür. Bu sahiplik yapısı, tüketiciye finansal sürdürülebilirlik ve kurumsal ciddiyet açısından büyük bir güven vermektedir. Çünkü arkasında Yıldız Holding gibi bir devin olması, üretimden lojistiğe her aşamanın denetlenebilir ve şeffaf olması demektir.
Aytaç’ın sahiplik yapısı kadar, sahip olduğu varlıklar da markanın değerini belirleyen unsurlardır. Şirketin kalbi, Çankırı’nın Çerkeş ilçesindeki devasa arazide atmaktadır. Burası sıradan bir fabrika değil, adeta bir gıda şehridir. Çerkeş Ovası’nda 852 bin metrekarelik, uçsuz bucaksız bir alana yayılan tesisler, Avrupa’nın sayılı entegre et üretim merkezlerinden biri olarak kabul edilir.
135 bin metrekarelik kurulu alana sahip olan fabrikada, 19 bin metrekarelik kapalı alan bulunmaktadır. Bu rakamlar, tesisin üretim kapasitesinin büyüklüğünü gözler önüne serer. Yılda 24 bin tonu aşan üretim kapasitesiyle Aytaç, Türkiye’nin protein ihtiyacının önemli bir kısmını tek başına karşılama potansiyeline sahiptir. Sucuktan salama, sosisten taze et ürünlerine ve köftelere kadar uzanan geniş ürün gamı, bu tesislerdeki ileri teknolojiye sahip bantlardan çıkar. Ayrıca tesis, sadece et ürünleri değil, kavurma, pastırma, jambon ve füme etler gibi geleneksel lezzetleri modern yöntemlerle işleyebilme kabiliyetine sahiptir.
Yıldız Holding bünyesine geçtikten sonra Aytaç’ın en çok üzerine titrediği konu “Gıda Güvenliği” olmuştur. Yeni yönetim, sadece lezzete değil, “ne yediğini bilme” hakkına saygı duyan bir üretim modeli geliştirmiştir. Bu modelin temelinde “Tarladan Çatala” ya da Aytaç’ın deyimiyle “Çiftlikten Sofraya” uzanan izlenebilirlik sistemi yatar.
Bir paket sucuğun veya bir tabak kıymanın sofranıza gelene kadar tam 105 farklı kontrol noktasından geçtiğini düşünün. Bu, endüstriyel üretimde hata payını sıfıra indirmeyi hedefleyen bir mükemmeliyetçiliktir. Şirketin en katı kurallarından biri, ürün içeriklerindeki saflıktır. Kırmızı et ürünlerinde yüzde yüz kırmızı et, beyaz et ürünlerinde ise sadece beyaz et kullanılması, markanın kırmızı çizgisidir. Karışım ürünlerin yarattığı kafa karışıklığına Aytaç’ta yer yoktur. Ayrıca toplum sağlığını tehdit eden yapay renklendiriciler yerine, ürünlerin rengini ve tadını tamamen doğal baharatlarla sağlamaları, markanın “doğallık” iddiasını güçlendiren en önemli kanıttır. İslami usullere uygun helal kesim standartları ve hijyenik üretim bantları, tesisin 24 saat yaşayan laboratuvarlarında sürekli denetlenir.
Et ve şarküteri ürünlerinde üretim kadar önemli olan bir diğer husus, o ürünün bozulmadan tüketiciye ulaşmasıdır. Aytaç, lojistik altyapısına yaptığı yatırımlarla bu süreci bir yazılım harikasına dönüştürmüştür. Depolardaki stok sistemleri, insan hatasına yer bırakmayacak şekilde 7 gün 24 saat dijital olarak izlenir.
Ancak asıl teknoloji, ürünler kamyonlara yüklendiğinde başlar. Aytaç’ın lojistik ağındaki araçlar, sadece birer taşıma aracı değil, yürüyen soğuk hava depolarıdır. Geliştirilen takip sistemleri sayesinde, bir aracın anlık konumu kadar, kasasının içindeki sıcaklık derecesi de merkezden saniye saniye izlenir. Eğer bir araçta ısı istenilen seviyenin dışına çıkarsa, sistem alarm verir ve o ürünlerin teslimatına izin verilmez. Bu “dijital bekçilik” sistemi sayesinde, Çerkeş’ten çıkan bir ürün, Türkiye’nin en doğusuna da en batısına da en geç 2 gün içinde, ilk tazeliğiyle ulaştırılır. Soğuk zincirin kırılmasına asla müsaade edilmez.
Aytaç denilince akla ilk olarak et gelse de, markanın şemsiyesi altında çok daha geniş bir portföy bulunmaktadır. 1994 yılında kurulan Aytaç Su, markanın içecek sektöründeki güçlü oyuncusudur. Bunun yanı sıra Yıldız Holding’in vizyonuyla birlikte ürün gamı 130 çeşidin üzerine çıkmıştır. Donuk ürünlerden hazır gıdalara kadar uzanan bu yelpaze, markanın sadece bir şarküteri üreticisi değil, tam kapsamlı bir gıda şirketi olduğunu kanıtlar.

Modern dünyanın şirketlerden beklentisi sadece kâr etmek değil, dünyaya saygılı üretim yapmaktır. Aytaç, bu sorumluluğun bilinciyle enerji yönetim sistemlerine büyük önem verir. Üst yönetimden banttaki işçiye kadar tüm kadrolar, enerji performansını artırmak ve karbon ayak izini düşürmek için eğitilir. Sürdürülebilir üretim, Çerkeş’teki tesisin doğaya zarar vermeden, gelecek nesilleri düşünerek çalışmasını sağlayan temel prensiptir.
Özetlemek gerekirse; 1993 yılında yabancı sermayeyle kurulan, Yimpaş ile yerlileşen ve son olarak Yıldız Holding (Ülker Grubu) ile kurumsallaşmanın zirvesine çıkan Aytaç, bugün Türkiye’nin en stratejik gıda varlıklarından biridir. Sahibi olan Yıldız Holding’in global tecrübesi, markayı sadece bir miras olarak korumamış, onu teknoloji ve inovasyonla geleceğe taşımıştır. Çankırı’nın Çerkeş ilçesindeki dev tesislerde, gece gündüz demeden çalışan profesyonel kadrolar, sofralarımıza gelen her lokmanın güvenli, lezzetli ve helal olması için büyük bir efor sarf etmektedir. Aytaç’ın sahibi kağıt üzerinde bir holding gibi görünse de, aslında 30 yılı aşkın süredir kaliteden ödün vermeyen duruşuyla, bu markayı sahiplenen milyonlarca tüketicidir.
Yorum Yaz