Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Evidea’nın Sahibi Kimdir ?
Anadolu’nun kalbinde, Eskişehir topraklarında filizlenen ve bugün devasa bir gıda imparatorluğuna dönüşen bir başarı öyküsünü incelediğimizde, karşımıza sadece bir marka değil, aynı zamanda bir ülkenin damak tadını şekillendiren köklü bir aile mirası çıkmaktadır. Yerli üretim gücünün en önemli temsilcilerinden biri olan bu kuruluşun arkasındaki isimleri ve markanın tarihsel gelişimini anlamak, Türkiye’nin sanayileşme yolculuğuna da ışık tutmaktadır.
Takvimler 1962 yılını gösterdiğinde, vizyoner bir girişimci olan Firuz Kanatlı tarafından temelleri atılan Eti, aslında bir hayalin somutlaşmış halidir. Firuz Bey, sadece bisküvi üretmek değil, aynı zamanda halkın ulaşabileceği yüksek kaliteli ve güvenilir bir beslenme kültürü inşa etmeyi amaçlamıştır. Şirketin yönetim yapısı ve sahiplik durumu incelendiğinde, tamamen yerli sermaye ile kurulan ve aile anayasasına sadık kalarak yönetilen bir anonim şirket yapısı görmekteyiz. Kurucu liderin vefatından sonra yönetim bayrağını devralan yeni nesil yöneticiler, özellikle Firuzhan Kanatlı’nın liderliğinde, şirketi global bir oyuncu haline getirme vizyonunu sürdürmektedir.

Günümüzde bu dev organizasyonun mülkiyeti ve kontrolü, Kanatlı ailesinin fertleri tarafından temsil edilen bir üst yönetim kadrosu aracılığıyla yürütülmektedir. Şirketin hisse dağılımı kapalı bir yapı sergilese de, firmanın kurumsal kimliği ve stratejik kararları aile meclisinin ve profesyonel yöneticilerin ortak akıl süzgecinden geçmektedir. Eskişehir merkezli bu operasyonun başında bulunan isimler, babadan oğula geçen bir tecrübe aktarımıyla markayı geleceğe taşımaktadır.
Bu markayı diğerlerinden ayıran en temel özellik, Türkiye’de pek çok kategoride “ilk” olma unvanını elinde bulundurmasıdır. Henüz kimsenin cesaret edemediği yıllarda tam buğdaylı ürünler üretmek, lifli beslenmeyi bir alışkanlık haline getirmek veya çölyak hastaları gibi özel beslenme gereksinimi olan kitlelere yönelik glutensiz alternatifler sunmak, firmanın toplumsal duyarlılığının bir göstergesidir. Islak kek formatındaki atıştırmalıklar veya kahvaltılık gevreklerin yerel pazara entegre edilmesi gibi devrimsel adımlar, markanın pazar payını her geçen gün artırmasını sağlamıştır.
Markanın sahipleri sadece yerel pazarla yetinmeyerek, uluslararası arenada da söz sahibi olmayı hedeflemişlerdir. Bunun en somut örneği, yakın geçmişte Kanada merkezli bir protein bar üreticisi olan Trubar’ın bünyeye katılmasıdır. Yaklaşık 147 milyon dolarlık bu yatırım, markanın artık sadece bisküvi veya gofret odaklı bir firma olmadığını, modern beslenme trendlerini takip eden küresel bir holdinge dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Bu satın alma, Türk sermayesinin Kuzey Amerika pazarında ne denli güçlü adımlar atabildiğinin de bir göstergesi olarak kayıtlara geçmiştir.
Markanın logosuna bakıldığında görülen o özel güneş kursu sembolü, rastgele seçilmiş bir görsel değildir. Anadolu’nun kadim uygarlıklarından biri olan Hititlere saygı duruşu niteliği taşıyan bu logo, firmanın topraklarına olan bağlılığını ve köklerinden aldığı gücü simgeler. Şirketin sahipleri, bu görsel kimliği kullanarak markayı “Lezzet Uygarlığı” olarak tanımlamış, tarih ile modern endüstriyi aynı potada eritmeyi başarmışlardır. Bu durum, markanın ticari bir meta olmanın ötesinde bir kültür taşıyıcısı olduğunu da vurgular.
Şirketin sahibi olan ailenin Eskişehir’e olan sevdası, kentin spor kulübüyle kurulan güçlü bağda da kendisini gösterir. Şehrin en önemli spor organizasyonuna yıllardır verilen sarsılmaz destek, markanın sadece kâr odaklı değil, aynı zamanda toplumsal fayda gözeten bir yaklaşıma sahip olduğunun kanıtıdır. Binlerce kişiye iş imkanı sağlayan fabrikalar, kentin ekonomisini ayakta tutan ana direklerden biri konumundadır. İstihdam edilen 7 binden fazla çalışan, bu büyük ailenin bir parçası olarak görülmekte ve firmanın büyümesinde en büyük paya sahip paydaşlar olarak kabul edilmektedir.
Atıştırmalık dünyasının hemen her alanında varlık gösteren firmanın ürün gamı, bebeklerden yaşlılara kadar geniş bir kitleye hitap eder. Kakaolu bisküvilerden sütlü çikolatalara, çıtır krakerlerden dondurulmuş tatlılara kadar uzanan bu devasa yelpaze, şirketin Ar-Ge kapasitesinin ne kadar gelişmiş olduğunu gösterir. Özellikle son on yılda soğuk zincir ürünlerine yapılan yatırımlar, markanın sütlü tatlılar ve dondurulmuş gıda pazarında da liderliğe oynamasını sağlamıştır. Her bir yeni ürün lansmanı, tüketicinin beklentileri doğrultusunda titizlikle planlanmakta ve piyasaya sürülmektedir.
Şirketin ulaştığı ekonomik hacim, rakamlarla da desteklenen bir başarı tablosudur. On milyarlarca liralık yıllık ciro, firmanın hem iç piyasadaki hakimiyetini hem de ihracat kanallarındaki verimliliğini ortaya koymaktadır. En beğenilen şirketler listelerinde defalarca zirveye yerleşmek, sadece finansal güçle değil, aynı zamanda tüketici nezdinde kazanılan güvenle mümkündür. Markanın sahipleri, bu güveni muhafaza etmek adına kalite standartlarından taviz vermeyen bir yönetim modelini benimsemişlerdir.

Endüstri 4.0 dönüşümünü fabrikalarına entegre eden firma, enerji verimliliği ve çevre dostu üretim tekniklerine de odaklanmaktadır. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefiyle, plastik kullanımının azaltılması ve hammadde tedarik zincirinin sürdürülebilir hale getirilmesi için ciddi yatırımlar yapılmaktadır. Kanatlı ailesi, kurumsal miraslarını korurken aynı zamanda değişen dünya düzenine uyum sağlama konusunda da oldukça proaktif bir tavır sergilemektedir.
Özetle, bu büyük gıda devinin arkasındaki güç, kurucu Firuz Kanatlı’nın dürüstlük ve çalışkanlık üzerine kurduğu temellerdir. Bugün bu bayrağı taşıyan yönetim kadrosu, geçmişin mirasını modern dünyanın gereklilikleriyle birleştirerek markayı her geçen gün bir adım öteye taşımaktadır. Eskişehir’den dünyaya yayılan bu mutluluk hikayesi, yerli üretimin neler başarabileceğinin en somut ve en lezzetli örneğidir. Şirketin sahipliği, sadece bir hisse senedi sahipliği değil, aynı zamanda milyonlarca insanın güvenini ve sevgisini taşıma sorumluluğudur.
Yorum Yaz