Chery’nin Sahibi Kimdir ?

Sıradaki içerik:

Chery’nin Sahibi Kimdir ?

e
sv

Honda Türkiye’nin Sahibi Kimdir ?

29 Ocak 2026 14:54

Türkiye otomotiv endüstrisi, tarih boyunca pek çok global devin üretim üssü olmuş, bu topraklar sanayileşme hamlesinde kritik virajları otomobil fabrikalarıyla dönmüştür. Bu hikayelerden belki de en çok iz bırakanlardan biri, Japon mühendisliğinin disiplinini Türk işçisinin emeğiyle birleştiren Honda’nın serüvenidir. Özellikle yollarda sıkça gördüğümüz, modifiye tutkunlarının vazgeçilmezi olan o efsane kasaların nerede ve kimler tarafından üretildiği, markanın Türkiye’deki kurumsal yapısının nasıl şekillendiği her zaman merak konusu olmuştur. “Honda Türkiye’nin sahibi kimdir?” sorusu, aslında sadece bir ticari unvan sorgusu değil, 1990’lardan 2020’lere uzanan bir sanayi ortaklığının ve küresel stratejilerin değişiminin öyküsüdür.

Bu yazıda, bir dönem Gebze Şekerpınar’da bacası tüten, binlerce kişiye istihdam sağlayan ve ürettiği araçlarla Avrupa yollarına çıkan Honda Türkiye’nin sahiplik yapısını, kuruluşundan fabrikasının satışına kadar geçen süreci en ince detaylarıyla ele alacağız.

Anadolu Grubu ve Japon Ortaklığının Doğuşu

Honda’nın Türkiye macerası, aslında fabrikanın kurulmasından çok daha öncesine, 1980’li yılların ortalarına dayanır. O dönemde Türkiye, dışa açılma politikalarıyla birlikte yabancı markalarla daha yakından tanışmaya başlamıştı. 1986 yılı, bu anlamda bir milattır. Türkiye’nin köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Anadolu Grubu, iştiraki olan Çelik Motor aracılığıyla Honda markalı araçları ithal etmeye başladı. Bu, Türk tüketicisinin Japon teknolojisiyle ilk ciddi flörtüydü.

Ancak sadece araç satmak, büyüyen Türkiye pazarı için yeterli değildi. Hem iç pazarın potansiyeli hem de Türkiye’nin coğrafi konumu, üretimi zorunlu kılıyordu. Takvimler 1992 yılını gösterdiğinde, bugün bildiğimiz yapının temelleri atıldı. Japonya merkezli Honda Motor Co. ile Türkiye’nin sanayi devi Anadolu Grubu masaya oturdu. Bu masadan “Anadolu Honda Otomobilcilik A.Ş.” adında, her iki tarafın da yüzde 50 eşit paya sahip olduğu bir ortak girişim şirketi doğdu. Yani, Honda Türkiye’nin ilk sahiplik yapısı, yarı yarıya Türk ve Japon sermayesinden oluşuyordu. Bu ortaklık, İzzet Özilhan ve Kamil Yazıcı gibi Türk sanayisinin duayen isimlerinin vizyonuyla şekillenmişti.

honda

Gebze Şekerpınar’da Yükselen Tesis

Ortaklığın kurulmasının ardından en somut adım, üretim tesisi için yer seçimiydi. Kocaeli’nin Çayırova ilçesine bağlı Şekerpınar bölgesi, lojistik avantajları nedeniyle tercih edildi. 1996 yılında büyük umutlarla fabrikanın temeli atıldı. Bu tesis, sadece bir montaj hattı değil, aynı zamanda teknoloji transferinin de merkezi olacaktı. İnşaat süreci ve hatların kurulumu tamamlandıktan sonra, 1997 yılının sonlarına doğru bantlardan ilk araçlar inmeye başladı.

Bu dönemde üretilen ilk model, markanın amiral gemisi olan Civic’ti. Civic, Türkiye pazarında o kadar sevildi ki, “yerli üretim” etiketiyle satılması, modele olan ilgiyi daha da artırdı. O yıllarda şirketin yönetimi, Anadolu Grubu ve Honda’nın ortak kararlarıyla yürütülüyor, iki kültürün senteziyle üretim yapılıyordu.

Tamamen Japon Kontrolüne Geçiş Süreci

2000’li yılların başına gelindiğinde, global otomotiv dünyasında stratejiler değişmeye başlamıştı. Markalar, üretim üslerinde tam kontrol sağlamak ve global ağlarını tek elden yönetmek istiyordu. Bu rüzgar Türkiye’yi de etkiledi. 2002 yılı, Honda Türkiye için bir dönüm noktası oldu. Japon Honda yönetimi, Anadolu Grubu’nun elinde bulunan yüzde 50’lik hisseyi satın alma kararı aldı.

Bu satın alma işlemiyle birlikte, şirketin adı “Anadolu Honda”dan “Honda Türkiye A.Ş.”ye dönüştü. Artık şirketin tek sahibi, Japonya merkezli Honda Motor Co. idi. Anadolu Grubu, üretimdeki ortaklıktan çekilse de, marka ile olan gönül bağını ve ticari ilişkilerini farklı boyutlarda sürdürdü. Ancak sahiplik yapısı açısından bakıldığında, 2002 sonrasında şirket tamamen %100 yabancı sermayeli bir yapıya büründü.

Bu değişimle birlikte bazı stratejik kararlar da alındı. Örneğin, 2002 yılına kadar Türkiye’de devam eden motosiklet üretimi sonlandırıldı ve fabrika tamamen otomobil üretimine odaklandı. Kapasite artırımı yatırımları yapıldı ve üretim rakamları yıllık 5.400 seviyelerinden 18.000’lere kadar tırmandı.

Üretim Bantlarının Yıldızları: Civic ve City

Honda Türkiye’nin Şekerpınar tesisleri, sadece Türkiye pazarı için değil, Avrupa pazarı için de kritik bir öneme sahipti. 2002 ile 2006 yılları arasında yapılan yatırımlarla fabrika, ihracat odaklı bir yapıya kavuştu. Özellikle İngiltere’deki fabrikadan sonra Avrupa’daki ikinci üretim üssü olması, Türkiye’nin önemini artırıyordu.

2005 yılının Aralık ayında, fabrikada ikinci bir modelin üretimine başlandı: Honda City. Sedan karoserli bu kompakt araç, özellikle gelişmekte olan pazarlar ve Avrupa’nın belli bölgeleri için stratejik bir üründü. City üretimi 2016 yılına kadar aralıksız devam etti. Ancak fabrikanın asıl yıldızı her zaman Civic oldu. 1997’den 2021’e kadar farklı jenerasyonlarıyla üretilen Civic Sedan, Türk kullanıcısı için bir otomobilden çok daha fazlasını ifade etti. “Japon sorunsuzluğu” ile “yerli üretim gururunu” birleştiren bu model, fabrikanın kapanışına kadar bantlarda kalan son araç oldu.

Küresel Elektrifikasyon Kararı ve Kapanış

Otomotiv dünyası, içten yanmalı motorlardan elektrikli motorlara doğru evrilirken, bu büyük değişim ne yazık ki Honda Türkiye fabrikasının sonunu hazırladı. Honda’nın küresel yönetimi, elektrikli araçlara geçiş sürecinde üretim kapasitelerini yeniden yapılandırma kararı aldı. Bu strateji kapsamında, İngiltere ve Türkiye’deki fabrikaların kapatılacağı duyuruldu.

Nisan 2019’da yapılan bu resmi açıklama, Türk otomotiv sanayisinde soğuk duş etkisi yarattı. Yıllardır kârlı bir şekilde çalışan, kalite standartları yüksek olan bu fabrikanın kapanacak olması, hem çalışanlar hem de sektör için üzücü bir haberdi. Ancak karar kesindi; Honda, global vizyonu gereği Avrupa’daki üretim faaliyetlerini sonlandırıp, elektrikli araç üretimini Japonya ve Çin gibi merkezlerde toplayacaktı.

Eylül 2021 tarihi, Honda Türkiye fabrikası için bir devrin sonu oldu. Son Civic Sedan’ın banttan indirilmesiyle birlikte, 24 yıllık üretim serüveni noktalandı. Honda, Türkiye’deki varlığını artık sadece satış, pazarlama ve satış sonrası hizmetler üzerinden sürdürme kararı aldı. Yani şirket tüzel kişiliği devam ediyor, ancak “üretici” kimliği sona eriyordu.

Fabrikanın Yeni Sahibi: HABAŞ

Fabrikanın kapanma kararının ardından en büyük merak konusu, bu devasa arazinin ve tesisin kime satılacağıydı. Spekülasyonlar havada uçuşurken, Mart 2020’de beklenen açıklama geldi. Honda Türkiye, Gebze’deki tesislerini Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından HABAŞ Topluluğu’na devretmek üzere anlaştığını duyurdu.

HABAŞ, tıbbi ve endüstriyel gaz üretimi, demir-çelik sanayi ve enerji gibi alanlarda faaliyet gösteren yerli bir devdir. Mehmet Rüştü Başaran’ın sahibi olduğu HABAŞ, Honda’nın tesislerini satın alarak otomotiv sektörüne girmeyi hedeflediğini sinyallerini verdi. Anlaşma gereği, fabrika arazisi ve binaları, Honda’nın üretimini tamamen durdurduğu Eylül 2021 tarihinden sonra HABAŞ’a teslim edildi.

Önemli bir detayın altını çizmek gerekir: HABAŞ, Honda markasını veya Honda Türkiye A.Ş. şirketini satın almadı. Satın alınan şey, sadece taşınmazlar, yani fabrika arazisi ve binalarıdır. Honda markası, Türkiye’deki ticari faaliyetlerine kendi kurumsal kimliğiyle, ithalatçı statüsünde devam etmektedir.

Miras ve Gelecek

Özetlemek gerekirse; “Honda Türkiye’nin sahibi kimdir?” sorusunun cevabı zamana göre değişkenlik gösterir. 1992-2002 yılları arasında Anadolu Grubu ve Honda Japonya ortaklığı varken, 2002’den günümüze kadar şirketin sahibi yüzde 100 Japon Honda Motor Co. olmuştur. Ancak üretim tesislerinin mülkiyeti 2021 yılı itibarıyla Türk sanayi devi HABAŞ’a geçmiştir.

Bugün Honda, Türkiye pazarında hala güçlü bir oyuncu. Ancak o meşhur “Şekerpınar çıkışlı” Civic’lerin dönemi artık tarih kitaplarında yerini aldı. Anadolu Grubu ile başlayan, Japon sermayesiyle büyüyen ve sonunda HABAŞ’a devredilen tesisler, Türkiye’nin sanayi geçmişinde parlak birer hatıra olarak kalacak. Otomotiv dünyasının elektrikli geleceğe koştuğu bu günlerde, geçmişin bu güçlü üretim hikayelerini hatırlamak, sanayimizin potansiyelini anlamak adına büyük önem taşıyor.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli

en iyi casino siteleri