Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Zaten bir üyeliğiniz mevcut mu ? Giriş yapın
Sitemize üye olarak beğendiğiniz içerikleri favorilerinize ekleyebilir, kendi ürettiğiniz ya da internet üzerinde beğendiğiniz içerikleri sitemizin ziyaretçilerine içerik gönder seçeneği ile sunabilirsiniz.
Üyelerimize Özel Tüm Opsiyonlardan Kayıt Olarak Faydalanabilirsiniz
Desa’nın Sahibi Kimdir ?
Türkiye’nin sanayileşme serüvenine ışık tutan, yolların tozunu yutan dev kamyonlardan savunma sanayisinin çelik zırhlılarına kadar uzanan köklü bir geçmiş… Evet, BMC’den bahsediyoruz. Yarım asrı deviren bu sanayi devi, sadece ürettiği araçlarla değil, yaşadığı sermaye değişiklikleri, ortaklık yapıları ve stratejik hamleleriyle de Türkiye ekonomi tarihinin en önemli aktörlerinden biri olmuştur. Peki, İzmir’in Bornova ilçesinde temelleri atılan ve bugün küresel bir oyuncu olma iddiasını sürdüren BMC’nin direksiyonunda şu an kim var?
Bu yazımızda, BMC’nin kuruluşundan günümüze uzanan çalkantılı ama bir o kadar da gurur verici hikayesini, el değiştirmelerini ve mevcut sahiplik yapısını tüm detaylarıyla ele alacağız.
Takvim yaprakları 1964 yılını gösterdiğinde, Türkiye’nin batıya açılan kapısı İzmir’de, Türk otomotiv endüstrisi için milat sayılabilecek bir adım atıldı. O dönemde henüz emekleme aşamasında olan yerli sanayi, BMC’nin kuruluşuyla birlikte büyük bir ivme kazandı. İlk yıllarında İngiliz ekolünün temsilcileri olan Austin ve Morris markalarıyla iş birliğine gidilerek, ticari araç segmentinde üretim faaliyetlerine başlandı. Bu, sadece bir montaj sanayisi değil, aynı zamanda bir teknoloji transferinin de başlangıcıydı.
Kuruluşunu takip eden yıllarda ürün gamını hızla genişleten fabrika; kamyonetlerden traktörlere, ağır vasıta kamyonlardan motor üretimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet göstermeye başladı. Özellikle 1966 yılı, üretim bantlarının çeşitlenmesi açısından kritik bir dönemeçti. Ancak asıl büyük başarı, şirketin sermaye yapısındaki millileşme hareketiyle geldi. Başlangıçta yüzde 74 seviyesinde olan yerli sermaye payı, yıllar içinde kademeli olarak artırıldı ve 1989 yılına gelindiğinde BMC, Türkiye’nin yüzde yüz yerli sermayeli tek ticari araç üreticisi unvanını kazandı. Bu, o dönemin ekonomik koşulları düşünüldüğünde, yerli mühendislik ve sermaye birikimi açısından muazzam bir zaferdi.

BMC’nin tarihi, aynı zamanda Türkiye’nin motor teknolojilerindeki gelişiminin de tarihidir. 1976 yılı, firma için ve Türk sanayisi için bir devrim niteliğindeydi. Çünkü o yıl, Türkiye’de ilk kez dizel motor üretimi gerçekleştirildi ve benzinli motorların dizele adaptasyonu başarıyla sağlandı. Bu hamle, dışa bağımlılığı azaltan ve yerli katma değeri artıran stratejik bir adımdı. Sadece karayolu taşıtları değil, endüstriyel jeneratörler, deniz taşıtları için motorlar ve askeri amaçlı güç üniteleri de İzmir’deki tesislerin yetenekleri arasına eklendi.
80’li yıllar ise global devlerle yapılan ortaklıkların ve teknolojik sıçramaların dönemiydi. Leyland serisi ile hafif ticari araç pazarına güçlü bir giriş yapan firma, hemen ardından İsveç devi Volvo Truck Corporation ile masaya oturdu. 1983 yılında kurulan bu ortaklık meyvesini verdi ve Türkiye’nin ilk turbo motorlu ticari aracı olan “Yavuz” serisi yollarla buluştu. Hemen iki yıl sonra, 1985’te ise motor dünyasının efsanesi Cummins Engine Company ile yapılan anlaşma sonucunda, bugün bile hafızalarda yer eden “Fatih” serisi kamyonların üretimine başlandı.
Ancak BMC’yi sadece bir üretim üssü olarak tanımlamak haksızlık olur. Firma, aynı zamanda bir tasarım ve Ar-Ge merkezi gibi çalışıyordu. 1990 yılında İtalyan tasarım stüdyosu Pininfarina ile yapılan iş birliği, Türk otomotiv tarihinin en iddialı projelerinden birini doğurdu. Altı yıl süren yoğun mühendislik çalışmaları ve 120 milyon doları aşan devasa bir yatırımın ardından, 1996 yılında “Profesyonel” serisi piyasaya sürüldü. Bu aracın en önemli özelliği, tüm sınai ve ticari mülkiyet haklarının tamamen BMC’ye ait olmasıydı.
1989 yılı, şirketin mülkiyet yapısında önemli bir değişime sahne oldu. Türkiye’nin köklü gruplarından Çukurova Holding, şirketin tüm hisselerini satın alarak tek söz sahibi konumuna geldi. Mehmet Emin Karamehmet yönetimindeki holding çatısı altında BMC, uzun yıllar üretimini sürdürdü. Özellikle 2004 yılında hayata geçirilen ve tüm mühendislik süreçleri firma bünyesinde tamamlanan “Megastar” projesi, 40 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilen bir başka gurur tablosuydu.
Firma, müşteri taleplerine göre 6 ay gibi rekor bir sürede sıfırdan araç tasarlayıp üretebilme kabiliyetiyle dünyadaki sayılı üreticiler arasına girdi. 2.8 tondan 40 tona kadar uzanan geniş ürün yelpazesiyle hem yük hem de yolcu taşımacılığında söz sahibi oldu. Ancak 2013 yılına gelindiğinde, işler mali açıdan karmaşık bir hal aldı.
Çukurova Holding’in patronu Mehmet Emin Karamehmet’in, İnterbank ile ilgili kredi ilişkilerinden doğan borçlar nedeniyle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devreye girdi. Grubun medya ve sanayi iştiraklerine el konulması süreci kapsamında, Show TV ve Akşam Gazetesi gibi medya organlarıyla birlikte BMC yönetimi de TMSF’ye geçti. Bu süreç, fabrika için belirsizliklerle dolu zorlu bir dönemin başlangıcıydı. Üretimin aksadığı, işçilerin maaşlarını alamadığı zorlu günler yaşandı.
TMSF yönetimindeki BMC için 30 Nisan 2014 tarihinde bir satış ihalesi düzenlendi. Bu ihale, markanın geleceğini belirleyecek kritik bir virajdı. İhaleye tek katılımcı olarak giren iş insanı Ethem Sancak’ın sahibi olduğu “Es Mali Yatırım”, 751 milyon TL’lik teklifiyle şirketin yeni sahibi oldu. Rekabet Kurumu’nun onayıyla birlikte devir işlemleri tamamlandı ve BMC için yeni bir sayfa açıldı.
Bu dönemin en dikkat çekici gelişmesi ise uluslararası bir ortaklığın kurulmasıydı. Satın almanın gerçekleştiği yıl içinde, şirketin hisselerinin yüzde 49,9’luk kısmı Katar Silahlı Kuvvetleri’ne devredildi. Bu hamle, kamuoyunda uzun süre tartışılsa da şirket yönetimi, bu ortaklığın finansal güç ve uluslararası pazarlara açılma konusunda stratejik bir hamle olduğunu savundu.

BMC’nin mülkiyet yapısındaki son ve en güncel değişiklik ise 2021 yılında gerçekleşti. Türk sanayisinin bir diğer devi, demir-çelik sektörünün lider kuruluşlarından Tosyalı Holding, BMC’nin çoğunluk hisselerini satın almak üzere harekete geçti.
22 Haziran 2021 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanan resmi bilgilere göre, Ethem Sancak ve Öztürk Ailesi’nin elinde bulunan yüzde 50,1 oranındaki hisselerin tamamı Tosyalı Holding’e satıldı. Bu satışla birlikte, BMC’nin yönetim kontrolü ve büyük ortaklığı, Fuat Tosyalı’nın liderliğindeki Tosyalı Holding’e geçmiş oldu. Katar Silahlı Kuvvetleri ise yüzde 49,9’luk payıyla ortaklığını sürdürmeye devam etti.
Özetlemek gerekirse, BMC’nin bugünkü sahiplik yapısı iki ana ortaktan oluşmaktadır:
Bu yeni yapı, BMC’nin hem savunma sanayisindeki projelerine (özellikle Altay Tankı gibi stratejik ürünler) hem de ticari araç üretimine entegre bir sanayi vizyonuyla devam etmesini sağlamaktadır. Tosyalı Holding’in hammadde ve çelik üretimindeki gücü ile BMC’nin araç üretimindeki tecrübesinin birleşmesi, sinerji yaratması beklenen bir gelişme olarak yorumlanmaktadır.
Bugün BMC, sadece bir kamyon üreticisi değil, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik geleceğini şekillendiren projelerin de merkezindedir. Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) projesinde yer alan beş “babayiğit”ten biri olan BMC, yerli otomobilin hayata geçirilmesinde kritik bir role sahiptir. Ayrıca Teknofest İstanbul’un paydaşlarından biri olarak, genç mühendislerin ve teknoloji tutkunlarının desteklenmesinde aktif rol oynamaktadır.
İzmir Pınarbaşı’ndaki tesislerinde başlayan yolculuk, bugün Sakarya’daki yeni yatırımlar ve savunma sanayisindeki stratejik hamlelerle devam ediyor. İngiliz ortaklıkla başlayıp, tamamen millileşen, ardından devlet yönetimine geçip sonrasında Türk-Katar ortaklığıyla yoluna devam eden BMC, Türkiye’nin sanayi hafızasının en canlı tanığıdır. Direksiyonda artık Tosyalı Holding var ve bu dev markanın rotası, teknoloji odaklı üretim ve ihracat olarak belirlenmiş durumda.
Yorum Yaz